Minimal aşk

Her şey aşktan malumunuz. Sosyal medyada ise aşk kusan ilişkiler bombardımanı altındayız. Herkes çok mutlu, herkes mükemmel. Vücutlar, evler, kılık kıyafet; her şey günümüzün bize dayattığı mükemmellik ve mutluluk hastalığı kokuyor. 

Şurada bir anlaşalım; kimse mükemmel olmak zorunda değil. Zaten mükemmellik tanımı nedir? Mutlak doğru var mıdır? E bunlar varsa görelilik kuramına ne oldu? Görüldüğü üzere konu ağır. Aşırı doz felsefeyle sizi yormayacağım. Olaya kendi deneyimlerimi paylaşarak açıklık getirmeye çalışayım;

Minimalist olduğumu kabullenmeye çalıştığım o sancılı süreçte kendimle ve çevremle yüzleştim. Tüm kusurlarımızı kabul ettim ve onlarla mutlu olmayı öğrettim kendime. İşte, evde, her yerde. Sancılı bir kabullenme süreciydi bu. Ama sonu huzur olan bir süreç. 

Eşini değiştirmeye çalışmadan, olduğu gibi kabul ederek; kavga etmeden, konuşarak anlaşabildiğiniz bir ilişki inşa etmeyi kim istemez? Kolay değil tabii. Karşılıklı emek istiyor. Fakat huzuru yakalamak için biraz emekten zarar gelmez sanırım.

Kendimi hayatımı minimalleştirmeye ve sakinleştirmeye adadığımdan beri başkalarına verdiğim “akılları” artık kendim uyguluyorum. Mesela bir engelin üstünden atlayamıyorsam onun yanından geçecek yolları bulmaya çalışıyorum, meali; Eşimle sorunları kafa kafaya tokuşarak çözmek yerine onu anlamaya çalışarak, tartışarak, konuşarak çözmeye çalışıyorum. Komplekslerden, hırslardan, geçmiş kırgınlıklardan bağımsız tartışıyorum artık. 

Hepimiz insanız, hepimizin bir bavulu var. Hepimizin zaman içinde oluşmuş kırgınlıkları, kompleksleri, zaafları var. Ne zaman ki ben bunlardan kendimi sıyırmaya, empati yapmaya ve kişileri değil olayları tartışmaya başladım, o  zaman -en azından- iç huzurumu buldum.  Arada kontrolü kaybetmiyor muyum? Evet, ediyorum. Ama kendimi daha kolay sakinleştirebiliyorum ve olan biteni kendime yük etmeden atlatabiliyorum. Bu da sadece eşim ve kızımla olan ilişkime değil, tüm ilişkilerime olumlu şekilde yansıyor.  

Daha önce başka bir yazımda da bahsetmiştim. Mükemmelliğimiz kusurlarımızdan geliyor ve esas olan kendimizi böyle sevebilmek. Başkası olmaya çalışmadan, rol yapmadan, sadece kendimiz olarak. Sonra bir bakmışsınız o dağda bayırda aradığınız huzur salonunuzun ortasında beliriveriyor. 

Kendinizi ve etrafınızdakileri olduğu gibi sevin. 

ege

#keepitsimple

Minimal aşk” üzerine 2 yorum

  1. Gerçekten de tartışarak kimseyi değiştiremiyorsunuz. Çevrenizi iyi yönde değiştirmenin tek yolu kendinizi değiştirmek. Bu arada Türkiye’de minimalizm hakkında çok kaynak yok, ama bu akım çağdaş insanın tüm sorunlarını çözebilecek güçte. Güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.