“GENDERLESS” YANİ CİNSİYETSİZ MODAYI NEDEN SEVİYORUM?

Moda, trend evet bunlar güzel ama bana göre saman alevi gibi gelip geçici dalgalar. Ben de Coco Chanel gibi stilin ölümsüz olduğuna inananlardanım. Mesela bir arkadaşım dışarda dolanırken “Ege, tam senlik bir şey gördüm” diye beni arıyorsa havalara uçuyorum. Demek ki insanların kafasında benim stilimle ilgili bir fikir oluşmuş diyorum.

genderless-retail-is-the-future-and-its-here-body-image-1427135382
credit: i-d.vice.com
Beni instagramdan takip edenler ise biliyorlar ki “Genderless” stili çok seviyor ve sıkça kullanıyorum. Şimdi ben böyle yazınca aklınızda hiçbir şey oluşmuyorsa eğer o zaman buyrun üçüncü paragrafa;

Cinsiyetsiz derken?

Cinsiyetsiz moda, en basit tabiriyle Google’da karşınıza “Japon Sokak Modası” olarak geliyor. Yani daha belirsiz formlar, daha nötr renkler, free-size/oversize üstler, unisex kalıplardan oluşuyor. Japon modası olarak adlandırılmasının sebebi ise çok açık çünkü bu akım Japonya ve Kore başkentlerinden tüm dünyaya yayıldı diyebiliriz.

Aslında 80’lerde unisex giyinme akımı ufak ufak göz kırpmaya başlamıştı fakat günümüze kadar biraz daha yeraltında kalan bu akım, yeni jenerasyonun kalıp tanımazlığı sayesinde gün yüzüne çıktı. Şu an tüm büyük merkezlerde rastlayabileceğiniz bu stil, podyumları işgal etmekle birlikte adını unutmaya başladığımız bazı markaları da diriltti. Mesela 80lerde ve 90larda adını çokça duyduğumuz hatta old school Hip-Hop video kliplerinde oldukça gördüğümüz Fila, Ecko, Supreme, Champion gibi markalar geri dönmekle kalmadı ayrıca başka büyük markalarla efsane işbirlikleri yapıp bizleri kendilerine aşık ettiler. Sokak modasının atar damarlarından biri olan Zara ise kendi ürün gamında unisex ürünlere yer açtı. Gucci, Prada gibi lüks tüketimin gedikli markaları gençlerin talepleri karşısında kayıtsız kalmadı ve podyumlarda cinsiyetsiz tasarımlarını sergiledi. Rick Owens, Ashley Williams, Vetements, JW Anderson, Public School, Hood by Air gibi bir çok marka ise bu akımın başlıca temsilcileri.

Peki neden bu kadar popüler oldu?

Kendini bireysel olarak ifade etmek konsunda sınır tanımayan yeni jenerasyon artık büyükler tarafından dil, din, ırak ve cinsiyet konusunda kalıplara sokulmaktan sıkılıyor, kendilerini her yol ve yönden ifade edip dışavuruyorlar. Sanırım onların en sevdiğim özelliği bu:) Onların bu motivasyonu sayesinde belirlenen giysi kodları dışında davranmak isteyen herkes, özgürce kendini ifade etmenin farklı bir yorumunu yaptı. Bunu urban ya da eklektik stille harmanlayan mı ararsınız? Yoksa gotik tarzla bütünleştiren, minimal ve geometrik formları kullanan mı? Kısaca tarzları karıştırarak, cinsiyetsiz parçalarla şahane kombinler yaparak suyun üstüne çıkmayı başardılar.

Bu akımın en belirgin parçaları, oversize sweatshirtler, oversized t-shirtler, kargo / işçi pantolonları, yırtık jeanler, biker/bomber ceketler, spor ayakkabılar vb. Türkiye’de de bu akımın örneklerini sosyal medyadan takip edebilir, ilham alabilirsiniz. Ben ise size kendim oluşturduğum pinterest panosu yardımıyla biraz fikir vermeye çalışacağım.

Gelelim benim neden sevdiğime;

Minimal tarza yakın olması, oversize giymekten hoşlanmam, yırtık ve yıpranmış görünümlü giysileri sıkça kullanmam, spor ayakkabıları çok sevmem sebebiyle bu stili kendime yakın hissediyorum.  Mesela ne zaman bir mağazaya girsem mutlaka erkek bölümüne de bakarım. Sweatshirtlere, t-shirtlere el atarım. Onları alıp kendime göre kesip biçip boyarım.  En önemlisi ise ben insanların bir takım kalıplara sokulmasından, ötekileştirilmesinden pek de hoşlanan biri değilim. Bu sebeple kendim giymeseydim bile, bu akımı benimseyenleri dışardan desteklerdim. Unutmamak gerekiyor ki bizim burada sadece moda ayağını konuştuğumuz bu akım aslında çok daha geniş ve insancıl bir hareket. Güzel dünyamızın ise bu tarz birleştirici ve hoşgörülü akımlara ihtiyacının olduğunu düşünüyorum.

Her zaman iyinin ve güzelim kazanması dileğiyle bu yazıma son veriyorum 🙂

Ege.

Bir Cevap Yazın